OKULLARIMIZDA GÜVENLİK TAŞERONA BIRAKILAMAZ
Son olarak bir okulumuzda 17 yaşındaki bir öğrenciye cinsel saldırıda bulunan hademeye mahkeme tarafından dört yıl hapis cezası verilmesi ve mahkemenin cinsel suçlardaki artışa dikkat çekmesi, okullarımızda çocuklarımızın güvenliği konusunda ne kadar ciddi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha ortaya koymuştur.
Öncelikle ifade etmek isteriz ki, çocuklarımızın güvenliği üzerinden hiçbir şekilde siyaset yapılmamalıdır. Ancak yaşanan bu vahim olay, yıllardır Kamu-İş olarak yaptığımız uyarıların ne kadar önemli olduğunu da göstermektedir.
Biz defalarca söyledik:
Hademeler sadece temizlik görevlisi değildir.
Okullarda görev yapan hademeler, çocuklarımızın gün içerisinde en fazla temas ettiği çalışanlardan biridir. Öğrencilerimizin güvenliği, huzuru ve korunması açısından son derece önemli bir görev üstlenmektedirler. Bu nedenle hademelik, sıradan bir hizmet alımı olarak görülemez. Bu görevde çalışacak kişiler, çocuklarımızın güvenliği gözetilerek büyük bir titizlikle seçilmelidir.
Kamu-İş olarak yıllardır okullardaki taşeron hizmetlerinden vazgeçilmesi, hademelerin doğrudan devlet eliyle istihdam edilmesi ve devlet tarafından denetlenmesi gerektiğini söyledik.
Bu kişilerin işe alınmasında yalnızca “ihaleyi kazanan şirketin personeli” mantığıyla hareket edilmemelidir. Çocuklarımızla aynı ortamda çalışacak kişilerin özgeçmişleri, sicilleri ve geçmişleri devlet tarafından araştırılmalı, gerekli güvenlik ve uygunluk kontrolleri yapılmalı ve sorumluluk doğrudan devlet tarafından üstlenilmelidir.
Biz bu konuda defalarca mücadele ettik, uyarılarımızı yaptık.
Ancak hükümet, hâlâ daha okullarımızdaki hizmetleri taşeron mantığıyla ihale ederek çeşitli şirketlere devretmeyi tercih etmektedir. Devletin asli sorumluluklarından biri olan çocuklarımızın güvenliği, ihale dosyalarının ve taşeron şirketlerin insafına bırakılamaz.
Buradan açıkça söylüyoruz:
Çocuklarımız ticari bir hizmet kalemi değildir.
Okullarımız kâr amacıyla işletilecek işyerleri değildir.
Çocuklarımızın güvenliği ihale konusu yapılamaz.
Bugün yaşanan olay üzerinden herhangi bir kişiyi veya kurumu peşinen suçlamak gibi bir niyetimiz yoktur. Ancak sistemin kendisini sorgulamak zorundayız. Çünkü bir okulda çocuklarımızla doğrudan temas eden personelin seçimi, denetimi ve sorumluluğu konusunda devletin kontrolü ne kadar güçlüyse, çocuklarımızın güvenliği de o kadar güçlü olacaktır.
Bu nedenle yaşanan olaydan sonra hükümeti bir kez daha göreve çağırıyoruz.
Okullardaki hademe ve benzeri hizmetlerin taşeron şirketler aracılığıyla değil, devlet tarafından doğrudan istihdam ve etkin denetim sistemiyle yürütülmesini istiyoruz.
Personel alımlarında gerekli geçmiş araştırmalarının yapılmasını, çocuklarla çalışan tüm personel için daha sıkı denetim mekanizmalarının oluşturulmasını ve okullarımızdaki güvenlik sisteminin yeniden ele alınmasını talep ediyoruz.
Bugün yaşananların ardından sorumluluktan kaçmak ve “biz sadece ihaleyi yaptık” demek kabul edilemez.
İhaleyi yapan hükümettir. İhale sürecini yürüten devlet kurumlarıdır. Bu sistemi yıllardır savunan siyasi anlayıştır. Dolayısıyla ortaya çıkan sonuçların siyasi ve idari sorumluluğundan da kaçamazlar.
Kamu-İş olarak yıllardır söylediğimiz gibi:
Çocuklarımızın güvenliği taşeronun insafına bırakılamaz.
Devlet, çocuklarımızın bulunduğu her okulda sorumluluğu bizzat üstlenmeli; çalışanını kendisi seçmeli, kendisi denetlemeli ve gerektiğinde hesabını kendisi vermelidir.
Söz konusu olan çocuklarımızın güvenliğidir.
KAMU-İŞ BAŞKANI
AHMET SERDAROĞLU

