Serdaroğlu’ndan Ceza Yasası Tepkisi: “Basın Susturuluyor”

Ceza Muhakemeleri Usulü Yasa Tasarısı’nın Cumhuriyet Meclisi’nden geçirilen yasal düzenleme, “masumiyet karinesi” ilkesinin korunması gerekçesiyle savunulmakla birlikte, içerik ve uygulanma biçimi itibarıyla ifade özgürlüğü ile halkın haber alma hakkına doğrudan ve ciddi bir müdahale niteliği taşımaktadır.

Tüm eleştirilere ve yapılan uyarılara rağmen UBP-DP-YDP hükümeti tarafından yasalaştırılan bu düzenleme, demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olan özgür basın üzerinde sınırlayıcı ve baskılayıcı bir etki yaratmaktadır.

Yapılan düzenlemenin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından geliştirilmiş içtihat kararları ile açık biçimde çeliştiği kanaatindeyim. Hukukun üstünlüğü ilkesinin geçerli olduğu tüm demokratik yapılarda, kamuoyunu ilgilendiren yargı süreçlerinin haberleştirilmesi ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Özellikle kamu görevi yürüten kişiler veya toplumda tanınmış şahıslar hakkında yürütülen yargı süreçlerinde bilgi verilmesi, basının temel görevleri arasında yer almaktadır.

Buna karşın yürürlüğe konulan bu yasa tasarısı, gazetecilik faaliyetlerinin suç kapsamına alınmasına yol açabilecek bir zemin oluşturmakta ve basın emekçilerini ağır cezai yaptırımlar ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Görevini kamu yararı doğrultusunda yerine getiren gazetecilerin yalnızca haber yaptıkları gerekçesiyle hapis veya para cezası tehdidi altında bırakılması, demokratik hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.

Kamu görevlileri, siyasetçiler ve toplumda bilinirliği olan kişilerle ilgili yargı süreçlerinde isim ve görsel kullanımının suç unsuru haline getirilmesi, masumiyet karinesinin korunması amacıyla açıklanamayacak ölçüde geniş bir kısıtlama alanı yaratmaktadır. Bu durumun, söz konusu ilkenin korunmasından ziyade, kamuoyunun bilgiye erişiminin sınırlandırılması sonucunu doğuracağı açıktır.

Öte yandan, hükümetin son dönemde yürürlüğe koymak istediği ekonomik ve sosyal düzenlemeler de dikkate alındığında, özellikle asgari ücret düzenlemeleri ve hayat pahalılığına ilişkin yasa değişiklikleri ile birlikte değerlendirildiğinde, toplumsal alanın farklı boyutlarda daraltılmaya çalışıldığı yönünde ciddi bir algı oluşmaktadır. Bu gelişmelerin devamı niteliğinde olan söz konusu basın düzenlemesi de aynı yaklaşımın bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

Bu noktada kamuoyu adına sormak gerekmektedir: Bu düzenlemelerin arkasındaki temel gerekçe nedir? Toplumun haber alma hakkını sınırlama yönündeki bu yaklaşımın nedeni hangi endişelere dayanmaktadır?

Basın emekçilerinin susturulmasına, gazetecilerin mesleki faaliyetlerini özgürce yerine getirmelerinin engellenmesine ve toplumun bilgiye erişim hakkının kısıtlanmasına yönelik her türlü girişime karşı olduğumu açıkça ifade ediyorum. Bu düzenleme, gerçeğin görünürlüğünü azaltma ve kamuoyunu eksik ya da yönlendirilmiş bilgiye mahkûm etme riskini taşımaktadır.

Gazeteciliğin temel işlevi olan denetleme, sorgulama ve kamuoyunu bilgilendirme görevi, bu tür yasal düzenlemeler ile baskı altına alınmamalıdır. Aksi durum, demokratik toplum yapısının temel dinamiklerini zayıflatacaktır.

Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş olarak, özgür basının yanında olduğumuzu, basın emekçilerinin mesleki faaliyetlerini koruma yönündeki tüm demokratik mücadelelerde dayanışma içinde olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.

Ahmet Serdaroğlu

Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş Başkanı